Gözlemci Raporu * E.Y.Malatyaspor - Beşiktaş


Gözlemci Tunç Bozacılar

Maç öncesi çalışma notlarımda bu maç ile ilgili belirttiğim; ev sahibi ekibin ligin en az gol yiyen üçüncü takımı olmasına rağmen son haftalarda fazla gol yemesi ve bu maçta Beşiktaş'ın ve ayrıca Malatya'nın goller bulacağı şeklindeydi. Beşiktaş'tan Ljaiic'i Malatya'dan ise Aleksic'i önermiştim. Hatta bu ikisinin gol ve asistlerini seyrederiz diye de eklemiştim. Son olarak da özellikle önermiyorum diyerek; Adem Büyük'ün Beşiktaş maçlarında sıkıntılı olmasından ve Kagawa'nın ilk 11 başlama riskinden söz etmiştim. Sanırım dediklerimin hepsi çıktı. Gerçi bunu benim demem pek hoş olmadı şimdi. Eeeee siz de bir şey demiyorsunuz, burada övdürtmeyin bana kendimi arkadaş :)))

22.Hafta Çalışma Notları 
Link https://fantezifutbolturkiye.blogspot.com/2019/02/resmin-uzerine-basarak-buyutebilirsiniz.html

🎈 DEVAMINI OKU...



Henüz 1. dakika dolmadan cezalı Farnolle'nin yerine kaleye geçen Ertaç'ın başlattığı hatalar silsilesi Malatyaspor defans oyuncularının da katkılarıyla Beşiktaşlı Lens'in önünde kaldı. Lens ceza sahasının içinde bomboş durumda olan Burak Yılmaz'a adeta al da atmavari bir vuruş-orta-dokunuş vs. gibi ne idüğü belirsiz bir pas atarak, henüz hayatta olup ölümsüzlük payesi verilmiş Maradona, Zidane, Baggio, Juninho'nun kemiklerini sızlatmayı başardı. Burak Yılmaz gelen -en nazik ifadeyle- acayip topa vuramadı, geriden gelen Güven'in vuruşunda top defanstan döndü ve Beşiktaş Lens'in varlığı sebebiyle maça 1-0 önde başlama fırsatını kullanamadı. 30. dakikada Burak Yılmaz'ın pasında kaleciyle karşı karşıya kalan Ljajic topu kaleciye nişanlıyorken, 34. dakikada Caner'in sol taraftan kullandığı köşe vuruşunda Dorukhan'ın kafayla dokunuşunda üst direk gole izin vermiyordu. Bir başka pozisyonda Ljajic'in serbest vuruşunda ceza sahasına hareketlenen Vida'ya yapılan (bana göre) penaltı VAR'a gitmeye bile gerek duyulmadan geçiştirildi. 38. dakikada üç-dört pas üst üste yapıp en son ceza yayında topu önünde bulan Adem Ljajic'in  kaleye gönderdiği şutu Ertaç son anda köşeden kornere çeldi. 1 dakika sonra ise beklenen oldu. Yok gol değil, kırmızı kart! 22.hafta tahmin videosunda hatırlattığım ve kimselere neden önermediğimi ısrarla belirttiğim Adem Büyük, Lens'e arkadan yaptığı müdahale ile önce sarı kart gördü, sonra VAR ile kırmızı kart görüp oyun dışına çıkıyordu. Bu futbol hayatında gördüğü 4.kırmızı karttı ve bu kartların yarısı Beşiktaş maçlarındaydı. Karar için yorumum şu; sanki karar biraz ağır, sarı renkli kart kâfiydi. Cüneyt Çakır tercihini kırmızıdan yana kullandı. Bu dakikadan sonra Beşiktaş kısa, sık ve şık paslarla Malatyaspor kalesinde baskı kurdu. Devrenin son dakikasında Burak Yılmaz'ın kafayla indirdiği pasla topla buluşan Güven Yalçın'ın ceza alanında sol çaprazdan kaleye gönderdiği şutunda top kalenin üstünden auta çıktı. Hemen ardından Cüneyt Çakır düdüğünü çaldı ve maçın ilk yarısı sona erdi.


İkinci yarının başı, tıpkı ilk yarının başı gibi yüzde yüz gol ile sonuçlanması gereken bir pozisyonla açıldı. Bu sefer Lens yerine Caner yardımcı roldeydi, pası çok güzeldi fakat Burak Yılmaz kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda en kolay yaptığı şeyi yapamadı ve topu Ertaç'ın üstüne vuruverdi. Hemen 2 dakika sonra dakikalar 48'i gösterirken Ljajic ve Burak Yılmaz ver-kaçında çaprazdan ceza sahasına giren Ljajic bugün yanında taşıması gereken at nalını evde unuttuğundan dolayı skoru 5-0'a getiremezken, kaleci Ertaç'ı kalesinde devleştirmeyi başardı. Normal şartlar altında maçın skoru bir önceki satırda yazdığım kadar olabilirdi ve kadrolarımızda olan Ljajic ve Burak muazzam puanlarla açılışı yapabilirdi. Ama son vuruş eksikliği, dikkatsizlik ve aşırı istekten gelen panikleme halleri, bir kişi eksik Malatyaspor için maçın çevrilebilmesini hala mümkün kılıyordu. Ama 1 dakika sonra Beşiktaş şeytanın bacağını kırdı ve sol taraftan kullanılan bir köşe vuruşunda topun başındaki Caner'in ortasında, Gökhan Gönül'ün Fenerbahçe zamanlarından kalan alışkanlıkla altı pasa kafa ile çevirdiği topta orada bulunan Atiba Hutchinson skoru 1-0'a getirdi. Bu dakikaya kadar tribünde ve ekran başında yerlerini alan siyah beyaz sevdalılarının dilinden düşmeyen ve beklenen gol için ağızlarından dökülen; ''Ne hasta bekler sabahı / Ne taze ölüyü mezar / Ne de şeytan bir günahı / Seni beklediğim kadar...'' dizeleri bir sihirle yok oluyor ve Necip Fazıl Kısakürek başta olmak üzere herkes rahatlıyordu. 65. dakikada Burak Yılmaz'ın bir asisti daha heba oluyor, topla buluşturduğu Lens kaleci ile karşı karşıya olduğu anda topu kaleciye nişanlıyor ve sanki futbol değil de artık başka bir spora gönül vermesi gerekliliğini tekrar tekrar ispatlıyordu (Benim tavsiyem curling!). Bu kaçan fırsatın dönüşünde eski takımına gol atmak ve atamayana atarlar klişelerinin vücut bulduğu pozisyonda, sol kanattan kazanılan serbest vuruşu kullanan Danijel Aleksic'in defansın arkasına gönderdiği uzun pasa hareketlenen Ömer Şişmanoğlu'nun, Nicolas Isimat-Mirin'i ekarte ederek ceza yayından kaleye gönderdiği şutunda meşin yuvarlak Loris Karius'un yanından ağlarla buluşuyordu ve Beşiktaşlılar'ın en sevdiği kelime olan kahır tekrar kendini hatırlatıyordu. Bu arada Ömer'in gole sevinmediğini, Mirin'in hatasını ve Cairus'un bu sene yine bir clean sheet'ten yoksun kaldığını hatırlatırım. 3 dakika sonra maçın bu skora gelmesindeki en önemli aktörlerden olan Lens oyundan çıkarken, yerine giren patron Quaresma ile ne yapacağı merak konusuydu. Bu sırada ceza sahası dışından çaprazdan Dorukhan vuruyor, top direğin hemen yanından dışarı çıkıyordu. Hayret ki, bu şut kaleyi bulan bir top olmadı ve Ertaç bir kez daha devleşemedi. Ama Beşiktaş atak üstüne atak yapmaya devam ediyor, bir kişi eksik rakibi karşısında fişi çekecek skora ulaşamamasının bedelini ödüyordu. Malatya'nın maça ortak oluşundan sadece 5 dakika sonra bu gerçekleşecek, Caner'in sol taraftan ortasına zarif bir şekilde Ljajic dokunacak ve Ertaç bu defa çaresiz kalacaktı. Skor 2-1, Ljajic sevinçli ama kart cezalısı olacaktı. Zira 28 yaşında, İtalya görmüş, Buffon'u 30 metreden avlamış, Sırbistan milli takımı ile Dünya kupasında yer almış tecrübeli bir futbolcudan beklenmeyecek çocukluktaki gol sevincinde, köşe bayrağına attığı tekme kendisini haftaya oynanacak olan Fenerbahçe derbisinin dışında bırakıyordu. Bu dakikadan sonra karşılıklı ataklardan akılda kalan tek pozisyon son dakikada Quaresma'nın Kagawa ile buluşturduğu top ve Japon oyuncunun etrafında kimse yokken ve altıpastan dışarı vurduğu kafa vuruşuydu. Maç 2-1 son eriyordu ve Beşiktaş bu sahada Trabzon'u 5-0, Galatasaray'ı 2-0 ve Fenerbahçe'yi 1-0 yenen ev sahibinin bu serisini bozmuş oluyordu.


Beşiktaşlılar için oyun güzel, skor ise biraz kısır. Cuma gününden arkalarına yaslanıp, hafta sonu diğer maçları rahatça seyredebilecekler. Beşiktaş bu akşam sahada maç başından bu yana Quaresma'nın da kenarda olmasından mütevellit, kanatlardan orta yaparak değil de, defansı ortadan yararak pozisyon bulma konusunda hiç sıkıntı çekmedi. Kasımpaşa deplasmanında rakibinden 4 gol yedikten sonra ara verilen ligin ikinci devresinde Kagawa'nın gelişi, Ljajic'in oyun liderliğinde daha etkin oluşu, Quaresma'nın gidiyorum söylemleri ve 2 maçlık cezası Beşiktaş'ı orta-gol oyunundan pas-pas oyununa evrilmesini sağladı sanırım. Uzun zaman sonra 2015-2016 sezonundan hatırladığımız, efsane olan kısa paslarla rakip ceza sahasına inilen güzel oyun-güzel sonuç sahnelerini görmek sanırım bazı Beşiktaş taraftarlarını ihya etti diyebilirim. Bu sezon Trabzon'dan aşina olduğumuz sol bek  ve sağ bekin asist yapma alışkanlığını bu maç özelinde görmek de hoş bir ayrıntı. Bu skor oyun anlamında geleceğe dair umutları yeşertirken, Fantezi Futbol özelinde Burak Yılmaz'ın sakatlanmadığı ya da ceza almadığı sürece bütçesi olanlar için Ljajic ile birlikte kadrolarda olması gerektiğini anlatıyor. Dorukhan daima ceza sahasında, daima oyun içinde, daima gol kaçırıyor, daima alınması gerekiyor. Sanırım kendimi tekrarlamış gibi olacağım ama bu üç oyuncu içerideki maçlarda (önümüzdeki 6 maçın 4'ü İstanbul'da) kadrolarınızda takılı kalabilir. Bunlar dışında, bu akşam iki defans oyuncusunun iki asist yapmasına rağmen clean sheet bakımından Beşiktaş'ın sağlıklı bir tercih olmadığını belirtirim. Gol atan Atiba'yı ve ne oynadığı anlaşılmayan Lens'i kadrolarına alanlar ile ilişkimi keserim. Quaresma ne kadar oynar soru işareti, Güven Yalçın artık ilk 11 başlamaz ve Kagawa haftaya Ljajic yerine sahada yerini alır diyebilirim. Genelde büyük maçlardan oyuncu tercih etmekten kaçınsam ya da bir oyuncu ile geçiştirsem de, haftaya Fenerbahçe derbisinde Ljajic'in yokluğunda penaltı olursa atacağını düşündüğüm Burak Yılmaz'a kadromda yer vermeyi düşünüyorum.   

Normalde ortalama 4.500 kişiye oynayan lakin bu maçta tribünlerde 13.500 kişinin olduğu, maç öncesi güzel koreogrofilerle sıcak ortam yaratarak galibiyet inancını sahadaki oyunculara geçirmek düşüncesinde olan taraftara rağmen, Malatyaspor'un bir türlü oyunun içine giremediğini, rakibinin hamlelerine karşılık veremediğini ve Beşiktaş'ın sayısız gol fırsatı kaçırdığı bir maçı izlemiş olduk. Kaleci Ertaç'ın neden üç büyük takıma istendiğini anlamış olduk. Adem Büyük'e güvenmemek gerektiğini bir kez daha öğrenmiş olduk. Aleksic'in yine iş yapıp asistini yaparken Guilherme'nin sahada var mı yok mu olduğunu bilemedik. İkinci devrenin başından itibaren çözülen sarı kırmızılı ekibin bu gidişle haftaya oynayacağı formda Rize karşısında direnç gösteremeyeceğini düşünüyorum ve kadromda hiç bir oyuncusuna yer vermeyeceğimi buradan herkese açıklıyorum.

İyi hafta sonları...

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails