Fantezi Futbol Ne Ki Ola?



Bir aralar fantezi kelimesinin aklıma düşürdüğü tek şey “fanteziye kaçmak” oluyordu. Hangi aralar bilemedim. Tuhaf bir kelime aslında, biraz örneklendikten sonra size istediğiniz her şeyi yaptırabilecek kadar kudreti olduğunu düşündürtüyor.

Fantezi futbol ise bambaşkaymış, fena şaşırttı beni. Yani müptela olmaya müsait bir bünye ince kıvamında bir dozajda başladım. Memnunum ama. Ben fantezi futbolu, fantezi müzik gibi çokta içine girmeye gerek olmayan, gelip geçici, biraz popülist ve az biraz da tribüne oynayan bir şey olarak tahayyül ederken, karşıma Yüzüklerin Efendisi ni bile kıskandıracak büyüklükte bir derya çıktı.

Zaten insanların fantezi ile ilgili sevdikleri de bu biraz galiba. Olamayacak olanın olması. Yani ortada elbette elf forvetler, dwarf defanslar ve Rohan lı orta sahalar yok amma, imkansıza yakın olaylar yaşatıyor vesselam.

Ve dahi, bunu farkında olmadan yaşatıyor. İster istemez elim gidiyor. Tıklıyorum. Kayseri kimle oynar? Acaba bu hafta Hasan Ali ile Hamza Çakır ı benden başka alan oldu mu?

Yahu ben takımımı ilk iki hafta yazamadım. Dalga geçilebilitesi yüksek ve/veya aldığım adamlar başkaları tarafından öğrenilir diye. Mesela Hamza Çakır. Ona gönül verdim ben. Vederson, yanımda olsa başımı omzuna dayasam “Gökçek adın gibi olma, korner kullan, asist yap, gol at ama sakın gol yeme babuş” diyesim var şimdi.

Değiştiriyor farkında olmadan. Ve işin tuhaf yanı buna yavaş yavaş sarılırken ben, bazı şeylerin otomatiğe bağlanması veya alışılmış ve/veya tekdüze olan her şeye karşı takındığım tavırları bir kenara attırıyor.

Hoşuma gidiyor ama . En azından şimdi.

Kimse bilmez ama ikinci hafta Koçeres in altında Hendek Ahşap Spor u gördüğümde hemen sigara molasına çıkıp “ahahaha işte oğlum böyle, araştırmacı gazetecilik budur, altıncı his budur” dedim.
Bir anda bütüüüüün küçük dağları ben yaratmıştım ki!, 3 oyuncum ve bir yedeğimin oynamamasıyla aldığım puana o kadar kahrolup “ şşş ağır ol da molla desinler” dedim kendime.

Kendi kendimle, ve kendime bir şeylerden pay biçip ders verdim. Ne işe yaradı dersen, hırslandım. Ama bu sene sonunda en büyük benim meselesi değil. Benim için çok farklı.

Tanıyanlar bilir yada bilenler tanır, özellikle hayatımın son bir senesinde eskiye nazaran çok farklı bir hayata bağlandım. (Evlendik ya). Eve girmeyen, girdiğinde de girdiği saat ve durumu hatırlamayan ben, evden çıkmayan kukuman kuşuna döndüm. Ve son bir senedir, hanımla yaptığımız sosyal aktiviteler haricinde, sürekliliği olan/olabilecek/olmasını istediğim tek aktivite bu var.

Bir kaç alternatif daha vardı ama istemedim. Ekipte çok önemli tabi. Bir çoğunuzu gıyaben/şahsen tanıyorum.

- Selam asl?

Diye mesaj atmayacağım elbet, ona sıra gelir diye düşünüyorum. Buradaki o tatlı rekabet ve sohbetlik malzemeler. Tarifsiz. Şimdi gidip yakın bir arkadaşıma, benim fantezi futbol oynadığımı söylemeden, bu hafta oynanan maçlarda “hadi lan Q7 vur vur aaaaaaaaaaaa” diye bağırdığımı yada ne bileyim “arkadaşım versene Yattara ya, ver ver ver ver, vur vur vur lan vuramıcaksan asist (beklentim var arkadaşım) yap be ah be” diye kendimi yırttığımı söyleseniz, hayatta inanmaz, nötr duruşa geçer ve “mala bağladı” tabirine çok uygun bir şekilde size bakabilir.

Ama maalesef öyle oldu. Bağırdım, ve dahi kendimi yırttım. Gökhan Gönül oynamadı diye üzüldüm, Ali Tandoğan ı neden Ligtv ye almadım diye hırslandım, Teofilo oynatılmadı diye Şenol Güneş in kulaklarını çınlattım.

Ama en güzeli neydi biliyor musun hacı abi?

Colman sarı kart gördüğünde, aha şimdi Koçeres in yüzünü görmeliydim dediğim andı. Meraklandım açıkçası. Seçtiğiniz takımlardaki oyuncuların maçları sırasında yüzlerinizin aldığı ifadeleri merak ettim, çünkü ben bildiğiniz zıbıttım. Bir tarafta Fenerbahçe diğer tarafta Beşiktaş maçı. Bir yandan Mert gol yeme, Alex gol at diye yırtınırken, bir yandan da “Koçeres penaltı yaptırana puan yok mu hacı yeeeaah” diye kahroluyordum.

Hanım mı? Kızgın tabii ne olacaktı? Elimde telefon, Koçeres ile mesajlaşırken, “- ne oluyor yine?” diye soruyor. “Hayatım Fantezi ile ilgili bir şey konuşuyorum” diyorum. Saniyede nazlanmalar başlıyor. Kızmıyor, kızamıyor. Biliyor çünkü “istemiyorum Fantezi Futbol oynamanı” derse kıyamet kopacak. Farkında her şeyin.
Böyle ne bileyim “kaçan balık” tan ziyade, ızgaralık adamlarım olsun istiyorum. Kimsenin bilmediği/beklemediği, defanstan çıkıp çat diye doksana çaksın istiyorum. Üstüme varmayın, Fantezi Futbol işte.

İşin duygusallığı farklı bir boyut, Fenerbahçe ye karşı oynayan takımdan oyuncu alamıyorum. 3 tane yediğimiz maçta Yattara gönlümden geçen adamdı, elim varmadı. Sonrasında ne olur bilemiyorum. Galatasaray dan Arda yı aldım, memnun edemedi, üzerinde düşünmekteyim.

Birde hacı abi, herkesin aldığı adamları almak istemiyorum nedense. Bu burnu büyüklük, dün yoktun bugün koktun değil inan, veya aman ne marjinalim herkes almış Niang'ı, dur lan ben Batuhan ı alayım meselesi değil. Sadece biraz farklı olmak iyidir diye düşünüyorum hepsi bu.

Şimdi tek derdim daha çok ders çalışmak. Ben bir şeylere bağlanmayı özlemişim herhalde diye küçümser olmuştum ikinci hafta sonunda ama öyle değil be hacı abi. Siz ofiste herkes çıktıktan sonra LigTV Fantezi de yaptığı kadroyu açıp, elinde kalem. “evet sevgili izleyiciler Geleneksel 4. Büfafüka Kapışması, 3. haftasına hoşgeldiniz. Hemen en kral kadroyu sayıyorum” diye kadroyu bağıra bağıra okuyan bir adam gördünüz mü? ben yaptım bunu. Danalar gibi hemde. Hacı abi kadromda 3 tane Fenerbahçeli oyuncu var, ben hala Kaptan Yattara nın derdine düşmüşüm daha ne diyeyim? Manyadım iyicene.

Mert Günok a ofsayt kullandırıp, Teofilo ya gelişine çaktırıp, bir kaleci asist bir gol almak. Alex in Q7 ye ara pas atıp onun Yattara yı görmesi ve havada çarpışan asistler, goller ve oha! penaltı kurtarışları. (ne gerek varsa artık)

Mümkün hacı abi. Vallaha. Olmaz demeyin şansınızı deneyin.
Hoşgeldim, hoşbuldum.
Keyifler&Başarılar dilerim.

(adetten değil gönülden)
(hayır tiner koklamıyorum)
(kısalttım da ekledim, özet geç dersiniz diye)
(seksi fotoğrafları için tıklayınız)

2 yorum:

t2 | 31 Ağustos 2010 17:58

hoşgeldini hakettin bu güzel yazınla , kışınla , güzünle . güzin ablayla ... emeğine sağlık abidin , dokunulmazlık hakkı bu hafta senin ! joker hakkı hepimizin ...

Barış AKDEMİR | 31 Ağustos 2010 23:20

hoşgeldinnnn vrak vrakk neşe kattın fanteziyeee :))) bütün ızgara balıkların yansın işallahh .. bol şanslar :))

Related Posts with Thumbnails